..:Çermik & Kültürel Yapı::..

ÇERMİK’TE ETNİK YAPI

Çermik merkezinde ve bağlı köylerde yaşayan insanların tamamı Hanefi mezhebindendir. Çermik Merkez ile Başarı, Baykal ve Karamusa köylerinde yalnızca Harput-Elazığ ağzını andıran Türkçe konuşulmaktadır. Diğer köylerde ise Türkçe’nin yanında günlük hayatta Dümbüli (Zaza) ve Kırmançe (Kürtçe) lehçeleri de konuşulmaktadır. Çermik’ten ayrılarak kaza olan Çüngüş merkezi ile köylerinde ise yalnız Türkçe konuşanlar daha çoktur.
 

Çermik ilçesinde ve yakınlarındaki yer adlarında, eski Oğuz/Türkmen boy ve oymakların hatırasını bulabilirsiniz. Yoğun köyündeki Bayındır (Beyenduran) harabeleri ile Bayındıran köyü Akkoyunluların hükümdar soyunun mensup olduğu 12 boylu iç Oğuz kolunun başta gelen boyundan kalmadır. Çermik’in kuzeyindeki Elifuşağı, batısındaki Keleşuşağı, Polatuşağı, Koçaruşağı, Yoğun, Cullar, Kurtoğlu gibi köyler eski Türkmen ve Kıpçakların hatırasını taşımaktadır.
 

Ayrıca Çermik çevresinde yaşayan bazı aşiretlerin isimleri eski Oğuz boylarının izlerini taşımaktadır. Örneğin, Badilli (Badılı-Badıllü-Beydilli), Rutan, Karahan, Bucak aşiret isimleri 24 Oğuz boylarından veya oymaklarındandır.
 

16. yy. Çermik’te çoğunluğu Kale ve Tepe mahallerinde oturan ve hep Türkçe konuşan Ermeni’ler de bulunmuştur. 16. yy. daki Çermik’te Ermeni sayısı, (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun 16. yy. tahrir defterlerine göre Anadolu şehirlerinde Demografik yapı incelemesine göre ) 586 kişidir. Ayrıca az sayıda ve çoğunluğu Çukur Mahallesinde oturan ve Arapça konuşan Yahudiler de bulunmuştur. Bu gün bu gruplardan kalan kilise ve havra kalıntıları mevcuttur. Günümüzde ilçe ve köylerinde bu etnik yapıya sahip gruplar yoktur.



AĞIZ VE SES ÖZELLİKLERİ

Çermik ve köylerinde kelime sonu ı,u ve ü ünlüleri kurallı olarak i’leşir. Bu yönüyle Diyarbakır merkez ağzı ile paralellik gösterir.

Çermik ve köylerinde ayın ( ع ) ve ha ( ح ) ünsüzleri kullanılmaktadır.

Çermik ve köylerinde ö >o ve ü>u değişmeleri yoğun olarak görülmektedir.

Çermik ve köylerinde kalınlık-incelik uyumsuzluğu hakimdir.

Çermik ve köylerinde fiil çekimlerinde 1. çokluk kişi eki sürekli olarak (u)h ‘dir.

Çermik ve köylerinde şimdiki zaman eki -(i)y yanında -yAr şeklindedir.


Bir Hatıra
Şimdi bizim gordugumüz eskiden biz keçe geyerduh, şindi o yoh çoh şukur, şindi eyi e osmanli zamanına da biz yetişmeduh zatan seferberligte bizim kabileden yedi tene getti, biri de gelmedi. Oni eyi babalarımız zatan her türlü belalari seferberligte çekti, gordi. Yani o asre bahalılıgsa her b işi bahali çalışan aç kalmiy deegil? E…! sona biz, asas biz birenin yerlisi degiluh. Biz konyanin cihanbey kazasınnan kahmişuh. İki asırdan fazıla olir. Şindi bizim nufusumuz dort yuzellinin etrefindeddir. Ordan gelen mesele bi baba, şindi biz birda olmuşuh dort yuzelli nufus filan var. Ordan kahmamız bizim da iki asırdan fazıla olir. Ordan kahmamız orda bizimki emmisinin kızıni kaçırtti, geniye hakaret ettilar kahti, kaçti geldi. Cimirgan koyi var adiyemanda. Cimirgan koyinnan ordan kahti, geldi leylekliye, ordan geldi alose, alosten geldi. Orda veysgilin kabilesi var, onar bizden onbir tene vurdi, bizimkile onnan onbir tene vurdiler. O adamlar kahti, getti şarda. Şindi orda hepisi olmiş aga, bey, efendi cogi olmiş. Milletvekili, bakan, biz ha bele kalduh.

 

DOĞAL GÜZELLİKLER


GELİNCİK DAĞI

Gelincik Dağı: İlçenin kuzeybatısında bir set halinde uzanır. İnanışa göre vaktiyle buradan gelin alayı geçerken çocuklardan biri altına pislemiş, annesi başka bir şey bulamadığı için çocuğunun altını yufka ekmeğiyle temizlemeye kalkışınca Allah’ın gazabına uğramış ve bütün alay gelinle birlikte taş kesilmiş.
 

Uzaktan insan dizisi gibi görünen bu taş yığınları Ürgüp-Göreme’ deki Peribacalarını andırmaktadır.

Şeyhandede Şelalesi: İsmini ilçeye 33 km uzaklıkta bulunan Şeyhandede köyünden almaktadır. Şeyhandede köprüsünden güneye doğru 300 m uzaklıktadır. Şelalenin yüksekliği 12 m’dir. Yaz aylarında çevresindeki mesire yerlerinde piknik yapma ve çayında balık tutma olanağı vardır.
 

Sit Alanları: Çermik ilçe merkezinde Kaplıcaları ile Başarı köyü Affan mezrasındaki Affan (Efe) Tepe 2. derece sit alanıdır.
 


TARİHİ ESERLER

Haburman köprüsü:

Çermik’te Sinek Çayı’nın sağındaki Haburman köyünün adını alan, yontma iri beyaz taştan yapılan ve üç gözlü olan bu köprü, Sinek Çayı üzerinde kurulmuştur. Köprünün uzunluğu 106-107 m olup genişliği 5,5 m’dir. Köprünün en yüksek yeri 12,5 m’dir, bu yükseklik kenarlara doğru gidildikçe azalmaktadır. Köprünün üzerinde ikisi köprünün yapılışına ait, biri ise tamirine ait olmak üzere üç kitabe bulunmaktadır. Köprünün yapılışına ait Artuklu neshiyle yazılmış olan kitabe, güneyde ve batıdaki kemerin batı yanında başlayan duvarda beş parça aktaş üzerindedir. Bu kitabeden şunlar okunabilmektedir:

Bismillahir Rahman ir Rahim .

(Haz)a ma tetavva’at bi’amelihi Zübeyde Hatun İbneti El-Emir ül-Ecel, Necmettin Albi ibn Timurtaş hamahal-lah. Fi seneti Hamse ve Seb’ine ve Hamse-mi’e 575 (1179)

Buradan Haburman Köprüsü’nü Artuklu Necmettin Albi’nin (1152-1176) ölümünden 3 yıl sonra kızı Zübeyde Hatun’un kardeşi II. İlgazi (1176-1184) zamanında ve 1179 yılında kendi parasıyla yaptırdığı anlaşılmaktadır.

Köprünün doğu tarafında ve güney yüzündeki ikinci kitabe pek aşındığından okunamamaktadır. Üçüncü kitabe ise, yine köprünün tamirine ait bulunmaktadır. Köprünün kuzeybatı tarafındadır.

Haburman Köprüsü’nün yapılış sebebi ise, o zaman İnallı ve Nisanlı idaresinde bulunan Amid (Diyarbakır)’i ellerine geçiremeyen Hasankeyf Artukluları’nın Harput (Elazığ)’dan ve Ergani’den gelen kervanları Amid’e uğramadan Haburman Köprüsü üzerinden, Urfa ve Halep’e göndermek istemeleridir.22

Sinek Çayı Köprüsü:

Üzerinde kurulu bulunduğu Sinek Çayının, 1973 yılı ilkbaharında aşırı kabarması sonucu yıkılan köprüden, sadece iki ayağının kalıntısı kalmıştır.

XII.yy. sonlarında yapıldığı sanılan köprü; 51.80m. Uzunluğunda, iki yana eğimli sivri kemerli ve iki gözden oluşuyordu. Yıkıldıktan sonra, yanına bir Asmalı Köprü yaptırılarak, uzun süre bu köprüden geçişler sağlandı. Zaman içerisinde tahrip olan ve yükü taşıyamayan duruma gelen Asmalı Köprü’nün bitişiğinde 1999 yılında yeni betonarme bir köprü yaptırılarak ulaşım sorunu tamamen çözülmüş oldu.

Ulu Cami:

İlçenin batısındaki Kale Mahallesi’nde bulunmaktadır. Aktaştan yapılmıştır. Doğudan batıya doğru uzanan üç kabun (tonus) ile üzeri kaplı olan ve tarihi vesikalarda “Camii Atik”, “Sultan Aleaddin Selçuki Camii” denilen eski cami bölümü, üçer kemerli iki sıra tonus duvarlarıyla içeriden bölünmüştür. Batıda bulunan kapısı orta tonusun altından açılmaktadır. Gerek iç kemerlerin gerekse yerli halkın “kab, kabun” dediği tonuslu tabanı dik kemer biçiminde yapıldığında bunun Selçuklular zamanında kalma bir Türk-İslam eseri olduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır’daki iç-kale Hz. Süleyman Camii ile Harput’taki Eğri Minareli ulucami biçiminde Türk Taonusuyla ve ik kemerlerle yapılan bu mabet mihrabın karşısına düşen orta kemerin üzerinde ve 38x25 cm boyundaki Aktaş’ta yazılı olan iki satırlık “Kufi Kitabesi’ne göre, 1148 yıllarında inşa edilmiştir.

Bu kitabenin ilk satırında “Fahrettin Kara Arslan” adı okunabilmektedir. Buna göre, Caminin Hasenkeyf Artukluları’ndan Fahrettin Kara Arslan (1108-1148) zamanından kaldığı anlaşılmaktadır.

Camide bir kitabe daha bulunmaktadır. Bu kufi kitabenin karşısında ve kapıdan girince sol koldaki kemerden, ortadakiyle doğudaki arasında bulunan duvara gömülü bulunan iki satırlık nesih kitabe ise, 46x110 cm ölçülerindedir. Kolayca okunan ve tamir yapıldığını bildiren bu ikinci kitabede; “Cüddede İmaret’ül-Mescid El Halid bi Ebubekr Ali bin El-hac Ömer bin Mahmut. Fi seneti Erbaa…” ibaresi açıkça görülmektedir.

Kabartma olan bu kitabeden sonra, batıya açılan kapının dış yüzündeki çokça oyma ve minare kaidsinin güneyindeki çevrede bulunan kabartma yazılar vardır. Bu minarenin Anadolu Selçuklularından III. Alaeddin (1297-1302) tarafından yaptırıldığını ve Moğol istilası üzerine bozulup vakıf geliri kalmayan bu eski caminin, bu sırada üstü-vani bir Selçuklu minaresi (kuzeydeki tonosa eklenen bir hücre önünde) ve yeniden onarılıp vakıf bağlandığı için “Sultan Alaeddin Camii” adını aldığı anlaşılıyor.

Eski, caminin doğu tarafına H. 923 (1517)’de Çermik Sancak Beyi Şah Ali tarafından dört köşe ve kubbeli bir yapı eklenmiştir. 20 Güney, doğu ve kuzey yönlerine ikişer penceresi açılan ve eski cami ile birleşmiş olan bu Şah Ali Bey Camii’nin iki taş direkli ve üç kemerli sundurda (revak/ayvan) bölümünü rivayete göre, sonradan hacı olan bu Şah Ali Bey’in ömrü yetmediğinden amcası veya babalığı olan Seyfullah Bey yaptırmıştır. Camiinin giriş kapısı önünde ise bayaz aktaşlar arasına yerleştirilmiş bulunan siyah taşlar vardır. Bu taşların enleri bir olmakla beraber boyları 1,3 ve 5 misli uzunluktadır. Halk arasında bu taşların yerleştiriliş şeklinin “Babü’l Hayr” (hayırlı kapı) anlamına geldiği belirtiliyor.

Camide ayrıca, Kutsal Emanetler’den sayılan ve halk arasında “Hırka-i Şerif” denilen peygamberimizin tabutu üzerine sarılmış olduğu belirtilen lacivert renkli bir şal parçası bulunmaktadır. Bu şal ilçede yaşayan Mütevelliler Kabilesi tarafından korunmakta ve her sene Kurban Bayramının arifesinde ikindi namazından sonra tekbirlerle yeniden alınarak camide bulunan cemaate gösterilmektedir. Mütevelliler Kabilesi, aynı zamanda bu caminin Mütevellilik görevini de yürütmüşlerdir. Bu yüzden halk arasında bunlara “Mütevelliler” denilmiştir. Kabilenin ileri gelenlerinin anlattığına göre, bunlar köken olarak Mekke’den Çermik’e gelmişlerdir. Hırka-i Şerifi de o zaman Mekke’den getirmişlerdir. Bunun bir parçası da Bingöl Ulu Camii’nde bulunmaktadır. 70x75 cm ölçülerinde olan Hırka-i Şerif’te şu yazılar okunmaktadır.

Allah celle celaluh, Allah, Lailahe-illallah Muhammedün Resullullah.
 

KAPLICALAR:

İtalya kaplıcalarından sonra nitelik bakımından dünyada ikinci olan “ Çermik Kaplıcası” iltihaplı romatizmalar, çocuk felçleri, nevrit, polinevrit, kadın hastalıkları sendromlarında; koklama ve serpintileme tadavisi, üst teneffüs yolları hastalıkları ve deri hastalıklarını şiddetle tedavi etmektedir. Yapılan incelemelere göre kaplıcanın suyu 48 derece sıcaklığında olup kükürtlü ve radyoaktiftir. Asıl özelliği ise bileşiminde bromür iyonu ve iyodür bulunmasıdır.

Çermik’e Çermik özelliğini kazandıran ona ismini veren, yapılış tarihi ve sıcak suyun ne zaman ortay a çıktığı bilinmemektedir. Kaplıcanın suyunun çok eskiden beri mevcut olduğu ve kaplıcanın daha sonra inşa edildiği, ilçede halk arasında anlatılan efsaneden anlaşılmaktadır. Bu efsaneye göre:

“Güney Doğu Anadolu’da hüküm süren Acem Kralı’nın Melike Belkıs adında güzel bir kızı varmış. Bu kız bir gün hastalanmış ve vücudunda birtakım yaralar çıkmıştır. Zamanın hekimleri, Melike Belkıs’ı tedavi etmek için çok çaba sarf etmişler, gerekli ilaçları kullanmışlar, fakat bir türlü hastalığının tedavisi mümkün olmamıştır.

Zamanla Melike Belkıs’ın vücuduna kurtlar düşmüş ve çok pis kokular gelmeye başlamıştır. Öyle ki pis kokulardan Melike Belkıs’ın bulunduğu saraya girilmez olmuş. Kral bu durum üzerine kızını saraydan çıkarmış ve yanına muhafızlar vererek, ormana terk etmiştir. Melike Belkıs ormanda geze geze bugünkü kaplıcanın bulunduğu yere gelmiş ve sıcak suya rastlamıştır. Yorgunluğunu gidermek için ayaklarını sıcak suyun içine bırakmıştır. Bir müddet sonra vücuduna su değen yerleri soyulmaya ve iyileşmeye başladığını görünce, bu sıcak suda bir müddet daha yıkanmış ve tekrar eski sağlığına kavuşmuştur.

Melike Belkıs’ın yanındaki muhafızlar, bu mutlu haberi hemen saraya iletmişler, bunun üzerine kral işin aslını öğrenmek için yanına ustalarını da alıp gelerek bugünkü “Büyük Paşa” denilen kısmın üzerini yaptırarak kaplıca (hamam) şekline getirmiştir.

Bu efsaneye göre kaplıcanın Arapların Çermik’i fethinden önce inşa edildiği anlaşılmaktadır. Çermik sıcak su kaynağının ise, çok daha eskiden var olduğunu (498) ve bir ara kuruduğu, Yukarı Dicle ve Fırat Bölgesinin en iyi yerli kaynağı olan Amidli Mar-Yeşuva’nın “Vakayinamesi”’nden öğreniyoruz.

Çermik’te bulunan kaplıcalar iki kısım olup, Hamambaşı ve mevkiinde bulunan ve arşiv kaynaklarında “Kudret Hamamı” diye zikredilen bölüm ortaçağdan kalmadır.

İlçe merkezindeki “Saray Hamamı” denilen yer ise 16. yy. burada yaşayan “Beyler” tarafından yaptırılmıştır. O zaman ısıtma su ile işletilen bu bölüm, bir ara 3 km uzaklıktaki kaplıcalardan borular vasıtasıyla getirilen yer altı sıcak suyu ile çalıştırıldı. Ancak şu anda kaderine terk edilmiş vaziyette bulunmaktadır.

1996 yılında Kültür Bakanlığı’ndan bir ekip gelerek hamamı yerinde incelediler. O günkü parayla ikiyüz bin TL. ödenek ayrıldığını buranın orijinal halini bozmadan gerekli restorasyon yapıldıktan sonra kültür hizmetine sunulacağını söylediler. Ancak henüz bu gerçekleşemedi.

Çermik’te kaplıcalarla ilgili olarak bir çok kez haziran ayında “Melike Belkıs” şenlikleri adı ile festival düzenlenmektedir. Adını kurucusunun isminden alan bu şenliklerin geleneksel hale getirilmesine, ilçe kültürüne ve turizmine faydalı olması için çalışılmaktadır.

Kaplıcanın Mevcut Durumu:

Kaplıcalar Belediye tarafından işletilmektedir. “Büyük Paşa” ve “Küçük Paşa” denilen tarihi hamamların yanında iki adet localı ve bir adet “Özel Aile Kabinleri” olmak üzere beş ayrı binada hizmet verilmektedir. Çevresinde birçok turistik amaçlı otel ve pansiyon bulunmaktadır. Yaklaşık 800 yatak kapasitesi ile yılda 250.00-300.00 ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Büyük Paşa Hamamı’nda; 1, Küçük Paşa Hamamı’nda 1, erkeklere ait localarda 1, kadınlara ait localarda 1 olmak üzere toplam 4 adet havuzu bulunmaktadır. Havuzlar müşterek kullanılmaktadır. Ziyaretçilere gerekli olan hizmetler sunulmaktadır.

Kaplıcanın Özellikleri:

Kaplıca suyunun grubu sodyumlu, bikarbonatlı klorlu sülfatlı, iyotlu, bromürlü, iyodürlü ve kükürtlüdür. 48 0C olup radyoaktivitesi 10 Eman Ph değeri 7.6’dır. Banyolara çok elverişlidir. Ancak içmelere elverişli değildir.

Kaplıca Suyundan Şifa Bulan Hastalıklar:

Çermik Kaplıcaları iltihaplı romatizmalar nevrit, polinevrit, çocuk felci kadın hastalıklarının kronik sendromları koklama ve serpintilerine ile de üst teneffüs yolları hastalıklarında çok iyi sonuçlar alındığı tıbbi araştırmalar neticesinde kanıtlanmıştır.

Kaplıcadan Yararlanma:

Çermik Kaplıcası dört mevsim hizmete açıktır. Ancak tedavi amaçlı kullanımı genellikle Haziran, Eylül ayları arasında yoğunluk kazanmaktadır. Tavsiye edilen kullanım süresi 21 kür’dür. Kaplıca bölgesinde bulunan Dicle Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı birimine sevkli gelen hastalara gerekli tıbbi müdahale de yapılmaktadır. Kalp yetmezliği olan hastaların doktor tavsiyesi olmadan kaplıcaya girmesi risklidir.

GENEL DURUM

Termal Kaplıcaları ile ünlü Yeşil Çermik ilçemiz Diyarbakır’a 90 km mesafededir. Dört yanı yüksekliklerle çevrili olan ilçe toprakları Güney Torosların güney eteklerinden başlar ve güneye doğru alçalır. Heykel Dağı eteklerine kurulu ilçede karasal iklim hüküm sürer. Denizden yüksekliği 710 m, yüzölçümü 1032 km2’dir.

Halkın geçimini çiftçilik, hayvancılık, bağcılık , ve küçük el sanatları ile sağladığı ilçenin diğer bir ekonomik faaliyeti de Kaplıcalara bağlı olarak gelişen otel, pansiyon ve lokanta işletmeciliğidir. Çermik’teki birçok tarihi yapılar ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Bunlardan Haburman Köprüsü, Çermik Kalesi, Ulucami, Çeteci Abdullah Paşa Medresesi, Eski Saray ve Hamamı sayılabilir.

KONAKLAMA

İlçenin 3 km uzaklığında bulunan kaplıcalar mevkiinde birçok otel ve pansiyon bulunmaktadır. Burada her bütçeye uygun barınma olanağı mümkündür.

Ayrıca Diyarbakır Dicle Üniversitesi tarafından işletilen üç yıldızlı 120 yatak kapasiteli uygulamalı otel bulunmaktadır. Kaplıcalardaki yetmişe yakın pansiyon ile birlikte ilçenin yatak kapasitesi 800’ü bulmaktadır. İl merkezine yakınlığı nedeniyle günübirlik ziyarete uygundur.

ULAŞIM

Çermik’in nüfusu son birkaç yıl içerinde ikiye katlanmıştır. 1990 nufüs sayımında 16500 olarak tespit edilen ilçe nüfusu şu anda 20000’i aşmıştır. Şifalı kaplıcaları ile ünlü olan Çermik yaz aylarında yoğun bir ziyaretçi akınına uğramaktadır. Bu nedenle belediye başkanlığına ait iki adet otobüsün yanı sıra birçok özel minibüsün çalışarak Diyarbakır’a karşılıklı seferler düzenlenmektedir. Ulaşım Konusunda hiçbir sıkıntı yoktur. Günün her saatinde Ergani’ye Diyarbakır’a ve Siverek’e otobüs, minibüs ve taksilerle ulaşım mümkündür.

BUGÜNKÜ DURUM

Tarihi tam olarak bilinmemekle beraber yaptırıldığından bugüne dek hala dimdik ayakta duran “Büyük Paşa” ve “Küçük Paşa” hamamları adeta yıllara meydan okurcasına ziyaretçilerini ağırlamaya ve şifa dağıtmaya devam ediyorlar. Kış aylarında hizmete açık olan bu eski hamamların yanı sıra yaz sezonunda Özel Aile Kabinleri ve Localı Hamamlarla birlikte beş ayrı binada hizmet verilmektedir.

Büyük bir şifa kaynağı olan Çermik kaplıcaları; İtalya’daki kaplıcalardan sonra;muhteva bakımında zengin kaplıcalardandır. Şifalı suları birçok hastalığa deva kaynağıdır. Çermik İlçe Merkezinin 3 km uzağında bulunan kaplıcalar her yıl binlerce hastanın tedaviye kavuşturulmasında büyük rol oynamaktadır. Tabiattan doğal olarak çıkan suyun sıcaklığı 48 0C olup, bileşiminde bramür iyonu ve iodür bulunmaktadır. Kükürtlü ve radyoaktif elementleri de ihtiva eder. Ulaşım yününden büyük kolaylıklara sahip olan kaplıcalar çevresindeki bir çok sosyal tesisin ve yeşil bahçeleriyle eşsiz bir dinlenme yeridir.

ÇERMİK KALESİ

Çermik’in batısındaki tepe üzerinde yıkıntıları bulunan, iç-kale ve çevresindeki hisarın temellerinden anlaşıldığına göre kale ilkçağdan kalmıştır. Osmanlılar; burayı fethettikleri zaman 1516 halkın çoğu kalede oturuyordu. Fetihten sonra halk kaleyi terk ederek ovaya inmiştir. Kalenin Osmanlı kuvvetlerince fethi sırasında top ateşleriyle yıkıldığını ve Serhadden uzak olduğu için tekrar onarılmasına lüzum görülmemiştir.

Kale yüksekçe ve sarp kayalıklar üzerine kurulmuştur. İç-kalede 150-170 m kadar etekteki Sinek Çayı tabanına gizli bir yer altı geçidi bulunduğu ve buradan çaya inildiği söylenmektedir. Şimdi harabe durumunda olan kalede herhangi bir kitabe bulunamamıştır. Günümüze kadar gelen kısımlar şunlardır: İç kalede tek parça bir “kale kapısı”, hisar kesiminde bulunan birkaç “sarnıç”, halkın bugün berber dükkanı diye tabir ettiği yer, birkaç su kuyusu ve eski bir kiliseye ait duvar vardır. “Berber dükkanı” denilen yer; kalenin güneydoğu tarafında kayalığa oyulmuş bir oda şeklindedir. Uzunluğu 3 m, genişliği doğu tarafında 4,5 m ve yüksekliği 1,55 m’dir. Kuzey, güney ve batı tarafında sedir şeklinde oturulacak yerler vardır.

Kalede dört su kuyusu vardır; bunlar kayalığa oyulmuş vaziyettedirler. Bugün içleri taş ve toprakla dolu olan bu kuyuların genişliği 2-4 m ve derinlikleri 2-5 m arasındadır.

Kalenin kuzey-doğu tarafındaki kilisenin ise ne zamandan kaldığı tespit edilememiştir. Bugün sadece duvar kalıntıları bulunmaktadır.

Kalede ayrıca çok sayıda eski “Ok Uçları” bulunmaktadır. Bu güne kadar herhangi bir kazı yapılmamıştır, bir arkeolojik kazıda yöre tarihini aydınlatacak, bazı eserlerin bulunması mümkündür.

ÇEŞMELER:

İlçede bir çok tarihi çeşme vardır. Bu çeşmelerin çoğu Osmanlılar devrinden kalmadır. Çok sayıda çeşmenin bulunuşu, ilçenin su bakımından zengin olmasıyla alakalıdır. “Diyabekir Vilayet Salnameleri”’ne göre ilçede 83 tane çeşme bulunmasına rağmen, bugün bunların çoğu bakımsızlıktan ve eski eserlerin değerlerinin bilinmemesi yüzünden harap bir vaziyette bulunmaktadır.

Osmanlılar zamanından günümüze kadar gelebilen çeşmeler şunlardır:

Hanım Çeşmesi : Saray Mahallesi’ndeki hamamın arka tarafında bulunan çok eski bir çeşmedir. Kemere değin yere gömülmüş olan çeşmenin kabartma ve küfiye benzeyen kitabesini mahallelilerden biri “pislik içinde bulunan bir yerde Lafza-i Celal’in bulunması günahtır” , düşüncesiyle bu kitabeyi çekiçle kırarak okunamaz bir hale getirmiştir. Bu yüzden çeşmenin ne zaman yapıldığı bilinememektedir.

Kırzıoğlu’na göre, bu çeşme ve kuzey tarafındaki eski konaktan kalma izler bunun Osmanlı ve Akkoyunlu hakimiyetlerinden çok öncelerinden, en azından 12.yy.’dan kalma olduğunu sezdiriyor.

Bu çeşmenin başında kadınlar, cuma gecelerinde mum diker ve dilekte bulunurlar.

Bandeler Çeşmesi : Çukur Mahallede, Bandeler Sokağında bulunmaktadır. XVIII. yy.’dan kalma bir çeşmedir. Çeşmenin üzerindeki 27x48 cm. ölçülerindeki akmermerden nesihle kabartmalı olarak yazılan eski kitabelerden kalan son beyitte şunlar okunmaktadır: “Çeküp cana Lebib abı safa ile dedi tarih, içilmek Ab-ı Kevser’den nasib eyle ana Mevla. 1182 (1768)”

Bu kitabenin üzerine konulan 35x48 cm ölçülerindeki tamir kitabesinde ise, şunlar okunmaktadır: “Bu hayrat-ı mücelle civar merhum Becan’dır. İcabet Hazreti Zat-i Cenabi Kibriya’nındır. Sene 1322 (1904) Bandizade.”

Ali Dede Çeşmesi : Çermik’in Çukur Mahallesi’nde bulunmaktadır. Üzerinde herhangi bir kitabe veya yazı çoktur. Çok güzel dik kemerli ve 1.5 m kadar çukura gömülmüş olan aktaştan yapılmış eski bir çeşmedir. Güneye bakan kemerinin derinliği 265 cm’dir.

Süt Çeşmesi : Çermik’in güneybatı tarafındadır. Üzerinde kitabe bulunmasına rağmen çeşmenin yapılış tarzından çok eski olduğu anlaşılmaktadır. Halk arasında yaygın olan inanışa göre bu çeşmeden su içen kadınların sütü çoğalır. Bu yüzden sütü gelmeyen veya az olan kadınların bu çeşmeye gelip suyundan içerler. Bu yüzden çeşmeye de süt çeşmesi denilmektedir.

Diğer bazı çeşmeler şunlardır:

Kayme Çeşmesi
Harefene Çeşmesi
Piri Çeşmesi
Yel Çeşmesi
Hasan Hüseyin Çeşmesi
Çelenkler Çeşmesi
Abdest Çeşmesi
Çırrik Çeşmesi
Aşur Çeşmesi
İmirza Çeşmesi

ÇETECİ-ABDULLAH PAŞA MEDRESESİ:

Çarşının orta yerinde ve ana caddenin güney yanında bulunan medrese, İran Hükümdarı Afşarlı Nadir Şah’ı yenerek onun Doğu Anadolu’yu istilasına engel olan yiğit serdarlarımızdan Çermikli Çeteci-Abdullah Paşa tarafından Diyarbakır Valiliği zamanında yapılıp H. 1170 (1756) tarihinde bitirilmiştir. İkişer gözü doğu ile batıda beşi güneyde bulunan birbirine bitişik dokuz hücreden ibaret olan bu kubbeli medrese binasının ortasındaki hücrenin güneyinde yarım sekiz köşeli ve çıkıntılı olan Müzakere odası aynı zamanda Mescit olarak da kullanıldığından buraya “Medrese Mescidi” denilmektedir. Bu büyük odanın güney kısmında güzel bir mihrap vardır. Dört pencereli olan bir müzakere odasının kuzeyindeki odaya açılan kapısının dış yüzünde ve kemerin üzerinde ise Çeteci Abdullah Paşa’nın kendi eliyle yazdığı 5145 cm. ölçülerindeki yarım parmak kalınlığında olan tunç levhaya kabartma olarak işlenen altın-yıldızlı ve üç satırlı el yazısıyla yazılan kitabede şunlar okunabilmektedir:

“Buniye Hazihi’l-Medreset’ül-Mübareket’ül-ilm ve’l bereketi bi kuvveti’l-Aziz’ül-Kadir Abdullah El-Vezir üş şehir bi-Çeteci.Fi seneti Seb’ine ve Mi’e ve Elf. Ketebehü bi-hatt.” 1170 (1756).

Sultan II. Abdülhamid zamanında bir ara “Çermik Rüşdiye Mektebi” olarak kullanılan medrese, cumhuriyet devrinde ise Çermik Camii Yaptırma Derneği tarafından tamir edilerek cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.

BEYLER SARAYI:

Çermik’in kuzeyindeki Saray Mahallesi’nin üst kesiminde bulunmakta, yüksek müstahkem ve kalın duvarlarıyla Ortaçağ şatolarını andırmaktadır. Yazlık ve kışlık “Harem Daireleri” ile “Selamlık Daireleri” bulunan, Saray Mescidi”, “Hamam” ve “Zindan”larıyla meşhur olan bu saray, zevkle yaptırılmış çok güzel bir mimari eserdir. Bunu Çermik ocaklı Beyleri XVI. YY yaptırmışlardır.

Haci-Ali Bey’in pek süslü pencereler, renkli ince taş direkler ve aklı karalı taşlarla üçer kemerli Harem ve Selamlık olarak yaptırmış olduğu bu sarayın demdir cümle kapısı, köşkü, hazine odaları, zindan ve mutfak takımları görülmeye değer niteliktedir.

Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 14.02.2002 gün ve 202 sayılı raporla sinagogun korunması gerekli kültür varlığı olduğu belirtilmiştir.

TEKKE:

Çermik Kalesi’nin güneyinde ve tarihi Haburman Köprüsü’nün kuzeyinde olup, ilçeden bu köprüye inen yolun sağ tarafında bulunan bir tümsek üzerindeki “Sekin” adı verilen yerdedir. Tonuslu ve dört köşeli eski bir yapıdır.

Vaktiyle bir ilim, irfan yuvası olan, yolcu yoksullara “İmarethane” olan burası, günümüzde ıssız yıkıma terkedilmiş durumdadır.

SİNAGOG:

İlçede Yahudilerden kaldığı söylenen eski bir sinagog vardır. Bu gün ev olarak kullanılmasına rağmen, halen bazı duvarları özelliğini korumakta ve tarihi bir görünümdedir. Sinagog, dışarıda büyük bir avlu ve içeride bulunan genişçe bir odadan oluşmaktadır. İçerideki büyük odanın batı tarafında “hitabet yeri bulunmaktadır. Odanın duvarları siyah ve beyaz bir taştan yapılmıştır.

Sinagogun ne zaman yapıldığı ve kimlerden kaldığı bilinmemektedir. Fakat büyük odanın çift kanatlı giriş kapısının üstünde Yahudilere ait olduğunu belirten ve Süryanice yazılan kitabe vardır. Sinagog ta duvarın içine saklanmış dini kitaplar bulunuştur. Bu eski kitapların birçoğu halen burada bulunmaktadır.

Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 14.02.2002 gün ve 202 sayılı raporla sinagogun korunması gerekli kültür varlığı olduğu belirtilmiştir.

KİLİSE:

Bugün bir kısmı ev olarak kullanılan, yalnızca kalıntıları bulunan kilisenin ne zaman yapıldığı ve kimlerden kaldığı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilçedeki; cami, kilise ve sinagogun yan yana bulunması çeşitli dinlere mensup insanların birlikte yaşadıklarını göstermektedir.

AVCILIK:

İlçemiz av hayvanları bakımından zengindir. Av döneminde Tavşan, Tilki, Kurt, Keklik, Şahin, Kartal, Atmaca, Yaban Ördeği, Güvercin gibi hayvanlar sayılabilir. İlçemizde özellikle balık avı çok gelişmiştir. Bunun nedeni çevrede bulunan akarsu, gölet ile Atatürk ve Karakaya Baraj göletleridir. Avlanan balık türleri; Sazan, Şalbut, Ağzıbol, Çepik çoğunluktadır.

TÜRBELER

ŞEYH FEYZİ:

Seyyid (Hz.Muhammed’in torunu) silsilesinin, 25 kuşağındandır. Silsilenin 14.halkası olan “Sin ve Seydoş” torunlarındandır. Ataları, 13.yüzyıl başlarında Bağdat’tan gelerek, Mardin!in Derik İlçesine bağlı Kümtere Köyüne yerleşmişlerdir. Şeyh Feyzi 1931 yılında bu köyde doğmuştur. Abdulhalim bin Seyyid Emin’in oğludur. Yedi erkek kardeşin dördüncüsüdür.

Henüz Yedi yaşında iken geçirdiği rahatsızlık sonucu gözlerini kaybetmiştir. Amâ olmasına rağmen, Kur’an eğitimini almış ve “Hafız Kur’an” olarak kendini yetiştirmiştir. Bölgenin en büyük Seyyid Aşireti; “Mala Bub” a mensup olan Şeyh Feyzi; Babası Seyyid Abdulhalim’ in 1946 yıllında Çermik’e gelerek belli bir süre ikamet etmesi üzerine, buradan evlenmiş artık geri dönmemiştir.

Bilgisi, ahlakı, hoşgörüsü ve muhabbeti ile yöre halkının sevgi ve saygısına mazhar olmuş bir zat idi. İlim, irfan ve takva sahibi olan Şeyh Feyzi, maneviyattın aynasıydı. Mübarek gün ve gecelerde cemaatini toplayarak, zikir ve ibadet ederdi. Düşkünlerin, biçarelerin, mazlumların dert babasıydı.

1978 yılında Çermik’te vefat eden Şeyh Feyzi; İlçede, Tepe Mahallesi “Heykel önü“ Kabristanında metfundur. Türbesi, Cuma akşamları ve kutsal günlerde halk tarafından ziyaret edilmektedir.
 

HACI MEHMET(HACIBABA):

Hacı Mehmet, Çermik in Gürüz Köyünde doğmuştur. Büyük bir mutasavvıf olan Hacı Mehmet; Şeyh Feyzinin babası Seyyid Abdulhalim’in halifesidir.
Takva ehli olan Hacı Mehmet; yörede “Hacı Baba” lakabı ile anılır. Hacı Baba; Seyyid Abdulhalim in dergahında uzun süre hizmet ettikten sonra, şeyhinden hilafet alarak daha büyük sorumluluklar üstlenmiştir

Halkın büyük sevgi ve saygı duyduğu Hacı Babanın etrafında, sayısız mürit toplanmıştır. Allah yolunda büyük hizmetler veren Hacı baba; erenlerdendir.
Çermik in Çivan Köyünde ki türbesi, kutsal günlerde sevenlerinin akınına uğramaktadır.

DEDE:

Dede lakabı ile anılan zatın türbesi, Çermik in, “Şeyhandede” Köyünde bulunmaktadır. Dede’nin yaşadığı dönem ve hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır ancak, büyük bir zat olduğu, ve Osmanlı Padişahlarından 4.Murat döneminde yaşamış olduğu sanılmaktadır. Dedenin şeceresi, İsmini taşıdığı Şeyhandede Köyündeki bir

Ailede bulunmaktadır fakat, çok eski yazı olduğundan bu güne dek çözülememiştir.

Şeyhandede Köyünün yakınında bulunan ve Dedeye ait olduğu söylenen “Değirmen taşı” köylüler ve bölge halkı tarafından kutsal sayılmaktadır. Halk tarafından; Dede’nin, savaş zamanlarında bu taş’a binerek harp ettiğine inanılmaktadır.
Tazimle anılan Dede’nin türbesi, halk tarafından sıkça ziyaret edilmektedir.

GÖZEREK KAYA KÜPLERİ : Gözerek köyü tepeleri görülmeye değer tarihi kalıntılarla doludur. Kale sur kalıntılarının yanında setler halinde hazırlanmış ve kayalara oyulmuş küpler insanı büyüler. Geçmişte içlerine şarap depolandığı zannedilen bu küplerin ortalama çapları 1.5-2 m’ dir. Bir plana göre yapılmış olan bu küplerden bölgede 100’den fazla vardır.

Haburman köyü çevresindeki kayalara oyulmuş yapılar ise içlerinde taştan yatakaları ve oturma yerleri ile kaya mezarlarını andıran ilginç mağaralar bulunmaktadır.

Anasayfaya dönmek için lütfen tıklayınız.