|
İZ BIRAKANLAR |
| ÇERMİKLİ ÜNLÜLER |
|
ZİYA GÖKALP (1876-1924): 20. Asrın en büyük Türk ve İslam filozofu Ziya Gökalp’ın soyu 18. asırda Çermik İlçesi Başarı köyünden göç etmiş olan Hacı Ali Efendiye kadar uzanır. Türk Edebiyatında sanatçılığından çok “Fikir Adamlığı” yönüyle yer etmiştir. Türkçülük fikrini felsefi yönleriyle ele alan ve sağlam ve temellere oturtan Gökalp, bu yönüyle çoğu devlet adamının fikir babalığını yapmıştır. Hatta yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yapılan bir çok değişikliğin Ziya Gökalp’ in fikirlerinden esintiler taşıdığını söyleyebiliriz. Gökalp, Türkçülüğü Turancılık olarak algılamış ve anlatmıştır. Ona göre amaç bütün Türkleri bir çatı altında toplanmasıdır. “Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan” derken bu amacını ortaya koyar. Ziya Gökalp 23 Mart 1876’da Diyarbakır’da 1956 yılında müze haline getirilen konakta doğmuştur.İlk olarak mahalle mekteplerine başlayan Gökalp, daha sonra Askeri Rüştiye’de eğitimine devam etmiştir. Baytar Mektebine girmeyi başaran Gökalp bu okulu bitiremeden ayrılmak zorunda kaldı. Diyarbakır’a tekrar dönünce burada Vehice Hanım’la evlendi. 1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır şubesini kurmuştur. II. Meşrutiyet (1908)’ten sonra gelişmeye başlayan ve Genç Kalemler Dergisi’nde odaklaşan Türkçülük Akımının savunucularından biri olan Ziya Gökalp 1911 yılında bu dergide yazılar yazmaya başlamıştır. Dar’ül-Fünun’da (üniversite) sosyoloji dersleri de veren Gökalp, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Tanin gibi gazete ve dergilere yazılar yazdı. 1919 yılında İngilizler İstanbul’u işgal edince kendisi Malta Adası’na sürgün gönderildi. Sürgünden döndükten sonra Diyarbakır’da 33 sayı çıkardığı Küçük Mecmua’nın yayınını başlattı(1922). Aynı yıl Diyarbakır milletvekili seçildi. Şiirlerinde hece ölçüsüne değer vermiştir. Bütün sanat
faaliyetlerinin halka doğru gitmesini, halkın sesinin sanatla
duyurulmasını amaçlamıştır. Hemen bütün eserlerinde kullandığı dil, sade,
konuş dili kadar samimi ve doğaldır. Ziya Gökalp, Türkiye’de sosyoloji ilminin gelişmesinde çok önemli katkıları olmuştur. E. Durkheim görüşlerinden etkilenmiştir.
ÇETECİ ABDULLAH PAŞA (AHİ) :
Çermik halkındandır. 1727 yılında “Levend Başağası” olmuştur.
Çok yiğit ve son derece isabetli görüşlere sahip bulunduğundan ve çete
savaşlarında şöhret kazandığından “Çeteci” lakabı ile tanınmıştır. Çeşitli
yerlerde Vali ve Beylerbeyi görevlerinde bulunmuştur. Bu
yerler: Çermik’te iyi bir medrese tahsili görerek Arapça ve Farsça’yı ve Kuran-ı Kerim de hıfz etmiş olan Çeteci Abdullah Paşa’nın mahlası Ahidir. Çeteci Abdullah Paşa’nın milli tarihimize geçen kahramanlıklarının en meşhurları, Fırat ırmağını kadar olan bölgeyi Türkiye’den koparmaya çalışan İran İmparatoru Nadir Şah’a karşı yaptığı savaşlarda görülür. 1744 yazında Kars Kalesini 150.000 kişilik bir ordu ile 75 gün kadar kuşatıp başaramayan Nadir Şah, Horasan, Afganistan ve Hindistan’da kazandığı şöhret ve itibarını burada kaybetti. İşte bu sırada Çeteci Abdullah Paşanın büyük yararlılık ve kahramanlıkları görüldüğünden Şair Hami ve Lebib kendisini haklı olarak Şiilerinde övmüşlerdir. Çeteci Abdullah Paşanın İran-Irak’taki akınları ve savaşları ile Nadir Şah 1746’da barışa razı olarak 1639 Kasrı Şirin Antlaşması yapılmış ve Türkiye İran sınırı belirlenmiştir. Sayılı hattatlardan olan Çeteci, Cele Hatla yazdığı Hilye-i Nebebi ve Levhaları çeşitli camilere ve dostlarına armağan etmiştir. Diyarbakır’daki İç Kale Cami’nde Nat-i Şerife dair celil ile uzun bir tahtaya yazdığı “Balagül’a la” bakiyesi ve Çermik’te kendi medresesindeki tunç levhanın yazısı hattatlıktaki sanatın en güzel örneklerindendir. Diyarbakır’ da Urfa Kapısı ilerisindeki Çeteci Subendi isimli kapalı içme suyu yolu ile Erzurum’un suyu meşhur “Çeteci Pınar’ını” kendi parası ile hayrat olarak yaptırmıştır. Çermik’teki Abdullah Paşa Medresesi onun en büyük hayratından olup 1756 yılında tamamlanmış ve bugün cami olarak kullanılmaktadır. Diyarbakır’ın ünlü alimlerinden Ali Emiri, Çeteci
Abdullah Paşa hakkında şöyle demiştir: “Hattat, Şair, Alim, Fazıl, Şecci
ve Kerim idi. Arabi, Farsi, Türki, lisanlarının her üçünde dahi Eş’ar-ı
Beliği vardır. Şu’aray-ı memleketi ihsanına garketmiş, hatta Lebib-i
Amidi’nin ellidört beyti havi” Bahariye Kasidesi” ninber beytine bir altın
ihsan eylemiştir.” Der. ABDULGANİ FAHRİ BULDUK
(1864-1951): 1864’te Çermik’te doğdu. Tahsilini tamamladıktan
sonra adliyeye zabıt katibi olarak girmiş, savcı yardımcılığından emekli
olmuştur. Ebcet hesabıyla (Arap harfleriyle tarih belirleme) tarih
düşürmede ün salmış şairlerimizdendir. Emekliye ayrıldıktan sonra
kendisini tamamıyla okuma ve yazmaya vermiştir. 20 Aralık 1951 yılında
vefat etmiştir. RAMAZAN ŞENSES (1928-1993):
Çermik’te doğdu. Öğrenimini burada yaptı. Askerliğe kadar,
babasının yanında berberlik yaptı. Askerliğini(1948-1950), Mardin de
Jandarma olarak ifa ettikten sonra, Otel ve Kıraathane işletmeciliğine
başladı. 1954 yılında İstanbul Radyosunun açtığı sınavı kazanarak, burada
çalışmaya başladı. Bir yandan da İstanbul Belediye Konservatuarına devam
eden Ramazan ŞENSES, sanat yaşamında çeşitli plaklar yaptı. Yurt içi ve
Yurt dışı sahnelerinde seyirci karşısına çıktı.1986 yılında emekliye
ayrıldı. Çeşitli derlemeler yapan sanatçımızın çalışmalarından bazıları;
kar etmez ahım, hangi bağın bağbağısan, kundurama kum doldu, şeftaliyi
şitil eyledim, buradan bir atlı geçti sayılabilir. İZZET ALTINMEŞE (1945- ):
O dönemde Çermik’e bağlı olan Cevdere (Arpadere) köyünde
doğmuştur. Orta öğrenimini Adana’da okudu. 6 kardeşin 3. ncüsüdür.
Adana’da nota ve usul dersleri aldı. Amatörce sahne çalışmaları yaptı.
1966-1968 de Merzifon’da askerlik görevini ifa etti. 1970’in başlarında
gittiği Ankara’da plak ve sahne çalışmalarını sürdürdü. 1971 de evlendi. 1
kız, 1 oğlu vardır. Müzik yaşamında bir çok kaset ve uzun çalar yaptı.
“Maden Dağı” türküsüyle zirveye çıkan İzzet ALTINMEŞE çeşitli yurt içi ve
yurt dışı turneleri çıktı. Sanatçının 50’nin üzerinde yılın sanatçısı ve
muhtelif özel ödülleri vardır. Pek çok derlemelere imza atmıştır. “Maden
dağı dumandır”, “esmerim biçim biçim”, “nazey nazey”, bunlardan sadece bir
kaçıdır. Efendi karakter ve saygın kişiliği ve yıllardır sunduğu “İzzet’i
İkram” programı ile halkın gönlünde taht kurmuştur. İZZET YILDIZHAN (1963-
): Çermik’in Sinek köyünde doğmuştur. 3,5 yaşında iken ailesi
Çermik’e yerleşmiş, İlkokulu Çermik’te okumuştur.Ailesinin 1975 yılında
Adana’ya göç etmesi ile Çermik kültüründeki müzik hobisi daha da
alevlenmiş ve bu konuda kendini yetiştirmeye başlamıştır. Amatör olarak
yıllarca sahne alan İzzet YILDIZHAN, askerlik dönüşü bir çok kaset
çıkararak adından söz ettirmeyi başarmış ve “BİRİSİ” dizisi ile de,
oyunculuk kabiliyetini sergilemiştir. Daha sonra, muhtelif TV kanallarında
“İZZET YILDIHAN ŞOV” programını sunarak bu alanda da kendini kanıtlayan
YILDIZHAN, bu gün zirvedeki sayılı sanatçılarımızdan biri
olmuştur. ZEKAİ DURSUN (1948- ):
1 Ekim 1948 yılında Çermik’te doğdu. İlk ve orta öğretimini Çermik’te
tamamladıktan sonra 1969-1970 Eğitim-Öğretim döneminde Ergani Lisesi’nden
mezun oldu. 1977 yılında Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi
Mimarlık Bölümü’nü bitirerek Mimar Lisansı ile yüksek öğrenimini
tamamladı. Prof. Dr. Sedat ARITÜRK (1931- ): 1931 yılında Çermik’te doğan Sedat ARITÜRK’ ün ailesi ilçeye bağlı Aynalı köyündendir. 1950 yılında lise öğrenimi bitirerek Ankara Tıp Fakültesine askeri öğrenci olarak girmiştir. Buradan 1956 yılında mezun oldu. Bir yıllık Gülhane Askeri TIP Akademisi stajından sonra tabip üsteğmen olarak 3 yıl Doğu Beyazıt’ta, 2 yıl Ankara’ da çeşitli askeri birliklerde kıta tabipliği yaptı. 1962 yılı Haziranında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Bakteriyoloji ve Enfeksiyon hastalıkları kliniği asistanlığına başladı. Bu hizmeti sürdürürken Gülhane Profesörler kurulu kararı ile 2 yıl süre ile Kanada’ya gönderildi. Kanada’da 1 yıl Trois-Rivieras Ste-Marie Hastanesi
Bakteriyoloji bölümünde, 1 yıl da Montreal Pasteur Hastanesi Enfeksiyon
hastalıkları bölümünde çalıştı. 1964 yılında Kanada’dan dönüp Gülhane’deki
görevine devam etti . 1976 yılına kadar çeşitli Askeri birliklerde
görevler aldı. Aynı yıl Doçent unvanı ile Diyarbakır Askeri Hastanesine
başhekim oldu. 1981 yılında Profesörlüğü yükseldi. 1981-1983 yılları arası
Refik Saydam Merkez Hıfzısıhha müdürlüğünde bulundu. 1987 yılında İstanbul
Çamlıca Göğüs Hastalıkları Başhekimliği görevini yürütürken 1988 yılında
emekliğe ayrıldı. Aynı yıl Dicle Üniversite Rektörlüğüne getirildi.
İlçemize bir Meslek Yüksekokulu ve bir Fizik Tedavi
Merkezi kazandıran Prof. Dr. Sedat ARITÜRK’ e halkımız kadir şinaslık
göstererek en büyük caddesine ismini vermiştir. Dr. Mustafa GÖNÜL :
Yerel Yönetim Birlikleri konulu tezle doktor unvanını alan Mustafa Gönül aynı zamanda şairdir. Şiirlerinin bir kısmını “Gelir misin” adlı bir kitapta toplayarak 1977’de bastırılmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri araştırmaları yayınlanmaktadır. |